|
|
|
.. |
|
Ailevi Akdeniz Ateşi (AAA) nedir?
Türkiye, Kuzey
Afrika ülkeleri, Ermeniler, Araplar ve Yahudilerde görülen kalıtsal
özelliği ön planda olan bir hastalıktır. Tıp literatüründe Familial
Mediterranean Fever (FMF) adı ile bilinmektedir. Hastalığın ana
karakteri, tekrarlayan akut (birden başlayan), kısa süreli, ağrılı
peritonit (karın zarı iltihabı), plörit (akciğer zarı iltihabı) ya
da artrit (eklem iltihabı) atakları olmasıdır; buna deride
kızarıklık da eklenebilir. Hastaların bir bölümünde böbrek
etkilenebilir ve bu durum amiloidoz olarak adlandırılır. Nadir
olarak amiloidoz dışında da böbrek tutulumları ve damar iltihabı
görülebilir. Böbrek tutulumu böbrek yetersizliğine neden olabilir.
Son zamanlarda bu
hastalıkta "Pyrin" adı verilen bir gende mutasyon (değişme) olduğu
saptanmış olmakla birlikte, tam olarak neden geliştiği
bilinmemektedir.
Atak geçiren
hastalarda tanı, klinik bulgulara, aile öyküsüne, muayene
bulgularına ve laboratuvar testlerine dayanarak konur. Hastalarda
genetik inceleme yapılmasının yararı sınırlıdır, çünkü bu güne kadar
tanımlananan mutasyonlar AAA hastalarının ancak %80'inde
bulunmuştur. Bununla birlikte, tipik olmayan olgularda genetik
analizin yararı olabilir. Günde 1-2 mg devamlı kolşisin tedavisinin, hastaların önemli bir bölümünde atakları ve amiloidoz gelişimini önlediği saptanmıştır. Bununla birlikte, tedaviye uyum göstermeyen veya kolşisine başlamada geç kalmış hastalarda amiloidoz hala ciddi bir problemdir. Kolşisinin atakları nasıl önlediği ya da amiloidoz gelişimini nasıl engellediği bilinmemektedir. Kolşisin tedavisi uygulanan bazı hastalarda atakların sıklığı değişmezken, amiloidoz gelişimi durmaktadır. Bu nedenle kolşisin tedavisi ömür boyu sürmelidir. Kolşisin tedavisinin AAA hastaları için güvenli ve uygun ve yaşamsal önemde bir tedavi olduğu bilinmektedir. Olgu gebe kalsa da kullanılması önerilir. Kolşisinin bebek üzerinde zararlı bir etkisi gösterilmemiş olmakla birlikte, hamile AAA hastalarına amniyosentez yapılması (bebeğin içinde bulunduğu su kesesinden örnek alınması) ve fetüsün genetik incelemesinin yapılması önerilmektedir |